Bizi Takip Edin
->

Sektör

Dijital dönüşümün pozitif değeri: Akıllı otomasyon

Akıllı otomasyon teknolojilerinin daha az çaba ile daha fazla değer sunması önümüzdeki dönemde geleneksel iş yapış şekillerinde büyük değişikliklere sebep olacaktır.

da paylaşıldı

necmi özdemir

Bu haftaki yazımızda Dijital dönüşüm yolunda değişen ihtiyaçlara sürekli olarak uyarlanabilen strateji oluşturmayı, dijitalleşmenin getirdiği risklerin farkında olmayı ve tüm bunları yaparken teknoloji ile iç içe kalmayı sağlayacak bütüncül yaklaşımların konu alındığı ve 29 Nisan’da bir webinarla tanıtımı yapılan   Dijital Türkiye Platformu ve KPMG Türkiye iş birliğinde hazırlanan Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021 raporundan önemli bir teknoloji trendini   “Akıllı Otomasyon”u alıntıladık.

Akıllı Otomasyon

Akıllı otomasyon teknolojilerinin daha az çaba ile daha fazla değer sunması önümüzdeki dönemde geleneksel iş yapış şekillerinde büyük değişikliklere sebep olacaktır. Bulut uygulamalarının, blok zincirinin, bilişsel otomasyonun, doğal dil işlemenin ve daha fazlasının birleşiminden oluşan Akıllı otomasyonun tamamen yeni bir iş modeli oluşturması beklenmektedir. Akıllı otomasyondaki kilit nokta birden fazla yıkıcı teknolojinin aynı anda ve tüm süreçlerin birbiri ile entegre çalışabilmesidir. Akıllı otomasyonun sadece tek seferlik değil günlük hayatın bir parçası olarak kullanılması ile daha verimli sonuçlar elde ederken insanların değer yaratan işlere odaklanmasına olanak tanımak gerekmektedir.

Bu bağlamda baktığımızda dij,tal dönüşümün pozitif değeri olan Akıllı otomasyon raporda şu başlıklarla ele alınmış ve değerlendirilmiş:

  • RPA’dan Akıllı Otomasyona
  • Bulut Stratejisi
  • Akıllı Şehirler

RPA’dan Akıllı Otomasyona

Gelişen teknoloji yüzyıllardır insanların hayatını kolaylaştırmış ve yeni teknolojilerin yokluğunda şu an çok vakitlerini alabilecek işleri hem daha kısa sürede, hem de daha az hata ile yapabilmelerini sağlamıştır. Bunun ilk örneklerinden denebilecek sanayi devrimi ile yaklaşık 150 yıl önce üretim sistemleri kısmen otomatikleştirilmiş ve fabrikaların üretim kapasitelerinde ciddi bir artış sağlanmıştır. Yaklaşık 35 yıl önce yaygınlaşan elektronik iş sistemleri ile de kurumlar kağıt üzerinde gerçekleşen, takibi ve iletilmesi zaman alan süreçlerini elektronik ortama taşıyarak iş süreçlerini daha verimli ve hızlı hale getirmişlerdir. Daha sonra, gelişen ve dünyaya yayılan internet teknolojisi ile kurumlar ve kişiler artık dünyanın neresinde olursa olsun çalışma arkadaşlarına ve müşterilerine ulaşabilir hale gelmişlerdir. Aynı zamanda artan iletişim hızı ve geniş internet ağı sayesinde her kesim teknolojik gelişmeleri ve yenilikleri daha hızlı takip edip benimsemeye başlamışlardır. Günümüze yaklaştıkça gelişen teknolojiler insanların hayatlarını daha da kolaylaştıracak ve hatta günlük ve mesleki işlerini onların yerine yapabilecek hale gelmiştir. İngiliz matematikçi Katie Steckles’ın araştırmalarına göre günümüzde gelişen teknolojinin sağladığı kolaylıklar sayesinde insanlar her yıl günlük hayatlarındaki basit işler için harcayacakları iki haftadan tasarruf edebiliyorlar.

Teknolojinin iş hayatı ve günlük yaşama katkısının en güncel örneği olarak Akıllı Otomasyon teknolojileri gösterilebilir. Aslında çok uzun zamandır hayatımızda olan, evlerimizde kullandığımız temizlik robotlarından, fabrikalardaki araba üretiminde kullanılan üretim sistemlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılmış olan otomasyon uygulamalarının yapay zeka teknolojileri ile birleştirilip neredeyse bir insan gibi karar alıp harekete geçer duruma gelmesi ile Akıllı Otomasyon olarak adlandırılan teknoloji ortaya çıkmıştır.

Akıllı Otomasyon hayatımızı değiştirdiği gibi iş dünyasını da hepimizin gözleri önünde değiştiriyor. Akıllı Otomasyon şirketi UiPath’in araştırmalarına göre görece yeni teknoloji çalışanların iş yapma hızlarını, kalitelerini ve hassasiyetlerini %90 arttırırken, verimliliği, çalışanların yeteneklerini tamamlayarak hiç görülmemiş seviyelere taşıyor ve kurum gelirlerinin %80 artmasını sağlıyor. İş gücünün dijitalleşmesinin hızlıca yaygınlaşması aynı zamanda geleneksel yöntemlerin de geride kalmasına sebep oluyor. Akıllı robotlar artık insanların yaptığı işleri daha hızlı ve geniş ölçekte yapabiliyor, hatta insanların yerine karar bile verebiliyor.

1

RPA mı?   Akıllı Otomasyon mu?

Robotik Süreç Otomasyonu (RPA), Akıllı Otomasyon denilen teknolojinin iş hayatında kullanımının öncüsüdür. Robotik süreç otomasyonu, çağrı merkezleri, muhasebe ve kalite kontrol gibi bölümlerde karşılaşılan, sürekli tekrar edilen ve basit kurallara dayalı işlerdeki kuralların robotlara öğretilmesi ve uygulanması ile sağlanır . RPA kullanılan süreçler genelde görece basit ve net tanımları olan ama çok tekrarlanan ve çalışanların başka işlere ayırabileceği zamanı aza indiren süreçlerdir. RPA teknolojilerini uygulamaya geçiren kurumlar hem işlerinin verimliliğini arttırmakta, daha kısa sürede daha fazla iş yapabilmekte, hem de çalışanlarının basit ve tekrarlanan işler yerine değer katabilecekleri işlere daha fazla vakit ayırabilmesini sağlamaktadır. RPA’nın günümüzde en sık karşılaştığımız örnekleri olarak, fatura ve gider işleme, veri girişi ve kontrolü, müşteri kayıtlarını işleme verilebilir.

Akıllı Otomasyon süreçleri, RPA süreçlerinin gelişmiş teknolojilerle donatılarak geçmiş verilerden öğrenebilen ve karar alabilen seviyeye getirilmiş halidir. Akıllı Otomasyon robotları RPA robotları gibi basit işleri kolayca yapabilmenin yanında belirli alanlarda uzmanlık veya insan görüşü diye tabir edebileceğimiz gerekliliklere sahip işleri de yapabilmektedir. Günümüzde akıllı robotlar raporlar hazırlayabilmekte, vergi bilgilerini kontrol edebilmekte, hukuksal araştırma yapabilmekte, yatırım tavsiyesi hatta tıbbi tavsiyeler bile verebilmektedir. Akıllı Otomasyona örnek olarak müşteri ile iletişim kuran sohbet robotları, müşteri dokümanlarını inceleyip bunlar üzerinden yaptığı analizleri müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarına kaydeden robotlar ve sigorta şirketlerinin kullandığı görüntülü hasar kontrol robotları verilebilir.

Akıllı Otomasyon Robotları ise RPA robotlarının yapay zeka teknolojisi ile buluşmasından ortaya çıkar, bir bakıma RPA robotlarının daha gelişmiş bir şeklidir. Akıllı Otomasyon robotlarına eklenen en önemli özellikler doğal dil işleme, derin öğrenme ve yapay zeka gibi gelişmiş öğrenme algoritmaları kullanarak, ellerindeki geçmiş veriyi analiz edip her yeni girdi ile kendilerini geliştirmeleridir. Bu özelliklere sahip olan Akıllı Otomasyon Robotları çalışma süreleri ve kullandıkları geçmiş veri miktarı arttıkça yaptıkları işi daha iyi öğrenebilir ve yeni verileri ve durumları yorumlayabilirler. Bu sayede RPA robotları sadece net bir şekilde kuralları belirtilmiş basit işleri yapabilirken, onların yapay zeka teknolojisi ile birleştirilmiş şekilleri diyebileceğimiz Akıllı Otomasyon robotları karar verilmesi gereken ve belirsizlik içeren işleri de yapabilmekte ve değişen şartlara uyum sağlayabilmektedir. Örneğin, günümüzde geliştirilmiş robotlar hasta verilerini, veri tabanındaki diğer hastalarla ve tıbbi raporlarlakarşılaştırarak tanı koyabilmekte ve onlara tedavi tavsiye edebilmektedir.

Akıllı Otomasyon ve katkıları

Akıllı Otomasyon ve yapay zeka kullanımı son dönemde her organizasyonun stratejik hedeflerinin en üstünde yer alıyor. KPMG’nin yaptığı bir araştırmaya göre kurumların %94’ü yapay zeka kullanımının kuruluşlar arası rekabette çok önemli bir yeri olduğunu düşünürken %60’tan fazlası Akıllı Otomasyon teknolojilerini aktif kullandığını ifade ediyor. Akıllı Otomasyonun bu kadar popüler olmasının en büyük sebebi, operasyonlardaki verimliliği kullanım andan itibaren hızlıca arttırması ve planlanan işleri bir insanın yapabileceğinden daha az maliyetle yapabilmesidir. Bu sayede Akıllı Otomasyon kullanan kuruluşlar hem verimlilik açısından hem de gider yönetimi açısından rakiplerinin önüne geçme fırsatı kazanır.

Bu teknolojiler sadece verimliliği arttırıp giderleri düşürmekle kalmaz, aynı zamanda Akıllı Otomasyon sayesinde kurumların yeni alanlarda ürün ve servis sağlamasına da imkan sağlar. Hatta günümüzdeki şirket liderlerinin üçte biri Akıllı Otomasyonu ileride gelirlerini arttırabilecek bir araç olarak görüyor. KPMG’nin araştırmalarına göre Akıllı Otomasyonu devreye sokan yöneticilerin %30’u Akıllı Otomasyonu aynı zamanda hizmetlerini geliştirmek için bir fırsat olarak görüyor.

İş verimliliğini ve hizmet kalitesini arttırmanın yanında Akıllı Otomasyonun, aynı zamanda kuruluşlarda yeni teknolojilere uyum sağlayamamış çalışanlarda ortaya çıkan beceri eksikliğini kapatacağı, çalışanların yeteneklerini arttırıp onlara vakit kaybettiren basit işlerle uğraşmak yerine katma değer sağlayabilecekleri işlere vakit ayırmalarını mümkün kılacağı şimdiden açıkça anlaşılıyor.

2

Akıllı Otomasyon planlama ve uygulaması

KPMG’nin 90 şirket arasında yaptığı uluslararası bir araştırmaya göre, araştırmaya katılan kuruluşların %60’ı, Akıllı Otomasyon sistemleri kullanırken %52’si bu sistemler için 10 milyon dolardan fazla yatırım yaptığını söylüyor. Bu durum bize gösteriyor ki Akıllı Otomasyonun beraberinde getirdiği faydaları kavrayan şirketler, kendi bünyelerinde Akıllı Otomasyon sistemleri oluşturmayı planları arasına almakta ve bunun için gerekli yatırımları yapmaktadır. Bu sistemlerin sağlığının, sürdürülebilirliğinin ve karlılığının sağlanması açısından kurumların belirli planlamalar yapması ve kendilerine iyi düşünülmüş yol haritaları çizmeleri gerekiyor. Kuruluşların Akıllı Otomasyon ile ilgili yol haritalarını çizerken kendilerine sormaları gereken üç soru var denebilir:

Neden Akıllı Otomasyon?

Akıllı Otomasyon yol haritasını çizerken kurumların yapması gereken ilk şey geliştirmeleri, bunların kurumlarda oluşturacağı değişiklikler ve bu değişikliklerin neden gerekli olduğu konusunda net bir vizyona sahip olmalarıdır. Bu vizyonu sağlamayıp Akıllı Otomasyonu sadece bir teknoloji entegrasyonu olarak gören kuruluşlar uzun vadede bu sistemlerden istedikleri faydayı alamayacaklardır. Bunun sebebi, Akıllı Otomasyon sistemlerinin entegrasyonunun aslında teknoloji, beceri ve organizasyon değişikliklerini gerektirmesidir. Bu vizyonun oturması için de yönetim ekibinin Akıllı Otomasyonu neden kullandığını, hangi süreçleri ne kadar geliştirmeyi amaçladığını iyice belirlemiş olması gerekmektedir. Bu sayede disiplinli ve programlı bir şekilde Akıllı Otomasyon entegrasyonu sağlanabilecektir.

Neyin Akıllı Otomasyonu?

Akıllı Otomasyon süreçlerini benimseyen çoğu kurum ve kuruluş birçok Akıllı Otomasyon teknolojisine yatırım yapsa bile bu teknolojileri bir arada kullanmak yerine ayrı ayrı kullanıyor. Sahip oldukları teknolojileri ayrı ayrı kullanmak yerine eldeki teknolojileri birlikte kullanarak kurumlar kendi süreçlerini yeniden keşfedebilir ve önceden karşılaştıkları birçok problemi ortadan kaldırabilirler. Bunun yanında Akıllı Otomasyonu gerçekten bütüne yaymak ve her alanda kullanılır hale getirmek isteyen kurumlar bu teknolojileri iç operasyonlarında da kullanılabilir hale getirmelidir. Bu sayede Akıllı Otomasyon teknolojileri ve veri akışı açısından bir bütünsellik oluşabilir.

Akıllı Otomasyonda yapay zeka etiği ve verilerin korunması

Akıllı Otomasyon gibi yapay zeka teknolojileri yaygınlaştıkça şirketlerde ve regülatörlerde akıllı sistemlerin aldığı kararlardan kimin sorumlu tutulması gerektiği hakkında soru işaretleri oluşabilir. İnsanların günlük hayatlarına bir çok fayda getiren Akıllı Otomasyon teknolojilerinin matematiksel modellere ve kullanıcı verisine dayanan ve hatalara yol açabilen doğası gereği belirli kriterlere göre düzenli olarak kontrol edilmesi gerekir. Bu kriterlerden ilki modellerin doğruluk payı denebilir. Doğruluk payı kriteri bir yapay zeka modelinin ne kadar düzgün çalıştığını ve tahminlerinin ne kadar doğru olduğunu test ederken, doğruluk payı düşük olan modellerin kullanıma sunulmasını engelleyebilir. İkinci olarak modeller kullandıkları verilerin dağılımına göre tahminlerde bulundukları kişilere özgü bazı özellikler içinde önyargılar geliştirebilirler. Bu tarz önyargıların önüne geçildiğinden emin olunması için modellerin sonuçlarının düzenli kontrolü gereklidir. Akıllı Otomasyon sistemlerinin gelişimi yoğun bir veri ihtiyacı gerektirdiği için bu iki kriteri değerlendirmenin yanında kurumların aynı zamanda içlerindeki veri akışını da denetlemeleri, kişisel verilerin yasal çerçevede ve sadece gerekli bölümlerde kullanıldığından emin olmaları gereklidir. Burada bahsettiğimiz kriterler şirketler tarafından kendi içlerinde uygulanabileceği gibi aynı zamanda regülatörlerin de yapay zeka ve veri kullanımı için belirli bir çerçeve çizip şirketlere yol göstermesi gereklidir . Bu sayede yapay zekanın dönüştürücü etkisi insanların hayatları üzerinde çok daha güvenilir ve hızlı bir şekilde görülebilir.

Sevgiyle ve Sağlıkla Kalın.

ncmozdmr

Kaynak:

KPMG web sayfası

Dijitalleşme Yolunda

Türkiye 2021

Trendler ve rehber hedefler

Katkıları için Hüsnü Baysal’a teşekkürler

Kripto paralara yeni düzenleme geliyor

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Döviz Kurları

Facebook

Son Haberler